Bir Sevdadır Karakoçan! |Güncel

Doğu ve Guneydoğu'da Bayram programları iptal edildi   Polis Van'da terör estiriyor   U2 Fehmi Tosun için söyledi   Rotinda'yı öldüren büyük ihmal   Türk Devletinden Kürtlere Ramazan Hediyesi : 9 şehit   Bütün bayram programları iptal   Yalçın Küçük: "Dersim'i, CHP ve Türk Devleti yaptı"   Küçük Amerika Büyük Amerikaya karşı   "Kur'an Yakma" gerginliği tırmanıyor   Onların hayatı hep mevsimlik!   MHP, BDP ve Osmanlı Milliyetçiliği!   Ruken çocuk değil mi?   İrlanda'lı rock grubu U2, Diyarbakır'lı Hanım Tosun ile görüştü   Erbakan'a EVET demesi için şantaj mı yapıldı?   Foto Vedat'tan Karakoçan resimleri   Ahmet Türk, Talabani ile görüştü!   Göç mağduru seyyar satıcıya belediye zulmü!   Diyarbakır mitingine 'Özerk Kürdistan' damgasını vurdu   Diyarbakır Adliyesi'nde 2 kız kardeşe polis işkencesi   Himanlilar Derneği İftar Yemeği verdi   'Hayır' kılpayı önde!   Elazığ'a Üzücü Haber   Ağrı dağındaki buzullar eriyor   'Dersim yanıyor, hey insanlık neredesin?'   Türkan Şoray'dan aşk itirafı   Erdoğan sultanlığı ve düşkün Kürtler   Kürtlere karşı 'Baas taktikleri'   Bir Kürt askere daha "intihar" dendi   Zılgıt yok mu?   "Cumartesi Anneleri", Başbakan Ve Dersim
haber ekleme rehberi
  • Anasayfa
  • Karakoçan Haberleri
  • Karakoçan Köyleri
  • Kariyer Listesi
  • Foto Album
  • Video Serke
  • Yeni Foto Galery
  • iz Bırakanlar
  • FoRum
  • MMC Tv
  • reklam-iletisim
Anasayfa
Perşembe, 09 Eylül 2010

Doğu ve Guneydoğu'da Bayram programları iptal edildi

 

Hakkari'de Türk ordusunun imha operasyonu sonucu çıkan çatışmada 9 HPG gerillasının yaşamını yitirmesi nedeniyle Van ve Hakkari'de bayram programları iptal edildi.

 Polis Van'da terör estiriyor

 

Hakkari'nin Aksu Köyü Bileh û Binevşan bölgesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 9 HPG'li için BDP Van İl Binası önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya BDP Van Milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Özdal Üçer ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin de aralarında bulunduğu binlerce kişi katılırken açıklamadan sonra yürüyüşe geçmek isteyen kitleye polisin müdahalesi sert oldu.

U2 Fehmi Tosun için söyledi

 

İstanbul konserinde ‘’Bu ülkede ne olduğu tüm dünyayı ilgilendiriyor’’ mesajını veren U2, Fehmi Tosun’un adını da şarkıyla onbinlere hatırlattı.

 

Rotinda'yı öldüren büyük ihmal

Diyarbakır'da bisikletten düşen 12 yaşındaki Rotinda şiddetli karın ağrısı şikayetiyle 4 hastaneye başvurmasına rağmen teşhis konulamadı. Doktorların 'psikolojik' olduğunu söyleyerek eve gönderdikleri küçük Rotinda 15 dakika sonra öldü. Yapılan otopside, çocuğun bağırsağının delindiği ortaya çıktı

Bütün bayram programları iptal

 

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), eylemsizlik kararına rağmen, Hakkari kırsalında 9 HPG gerillasının yaşamını yitirmesine neden olan askeri operasyonu protesto etmek amacıyla, Ramazan Bayramı nedeniyle yaptığı bütün programları iptal ettiğini açıkladı.

Yalçın Küçük: "Dersim'i, CHP ve Türk Devleti yaptı" 

 

Dersim Soykırımı’nı “Her Devrim’de olur”diye meşrulaştıran  Yalçın Küçük, “Dersim ’i CHP ve Türk Devleti yaptı” dedi. Ulusal Kanal’da yayınlanan video’yu yazının devamında izleyebilirsiniz.

Küçük Amerika Büyük Amerika’ya karşı

 

Ayşe Hür  , Taraf

 

 Türkiye dünyada Amerikan düşmanlığının en yüksek olduğu ülkelerin başında geliyor. 1960’lardan itibaren Kıbrıs sorunu ile ilintili olarak ortaya çıkan bu soğukluk 2003 Irak Savaşı sırasında zirveye ulaşmış, Obama’nın seçilmesinden sonra inişe geçmişti. Türkiye’nin İsrail ve İran politikaları yüzünden yaşanan gerginlikleri aşmak için birkaç Türk heyetinin ABD’ye gitmesi, son olarak da ABD Genelkurmay Başkanı Mullen’in, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi sırasında köprü olma konusunu görüşmek için Türkiye’ye gelmesini bahane ederek, bu haftayı 1939-1980 arası Türk-Amerikan ilişkilerine ayırdım.

"Kur'an Yakma" gerginliği tırmanıyor

 

 ABD'de 11 Eylül anma törenleri öncesi ortam gergin. Floridalı bir rahibin anma törenleri sırasında Kuran-ı Kerim yakacağını açıklamasına ABD'nin Afganistan'daki komutanı General David Petraeus tepki gösterdi. Petraeus, "Askerlerimizi ve Afganistan'daki çabalarımızı tehlikeye atar" dedi.

Onların hayatı hep mevsimlik!

 

Mevsimlik işçi olmanın zorluğunu daha derin yaşayan kadınlar, hem tarlada hem çadırda gün boyu durmadan çalışıyor. Yaz aylarında elde ettikleri kazanç ile yılın bütün giderlerini karşılamaya çalışan kadınlar, zorlu yaşamın belkemiğini oluşturuyor.

MHP, BDP ve Osmanlı Milliyetçiliği!

 

Bilindiği üzere, MHP; “Türk Milliyetçiliği ve Türk-İslam ülküsünü savunan milliyetçi-ülkücü bir siyasi partidir”. Kurulduğu ilk günden beri milliyetçilik, ırkçılık ve Türklük gururu(!) gibi kaynaklardan beslenir. Bahçeli’nin deyimiyle “Milli şuurla zenginleşmiş”, bütünleşmiş bir partidir.

Ruken çocuk değil mi?

 

Tahliye edilmeyen onlarca çocuktan birisi olan 16 yaşındaki Ruken E., Bakırköy Cezaevi’nde 6 aydır adli mahkumlar içinde tutuluyor. Hakkında yaşı kadar ceza istenen Ruken, “Yasa çıktı diyorlar ama bizi serbest bırakmadılar. Bizi çocuktan saymıyorlar galiba” diye sordu. TMK’daki değişiklik kapsamında sınırlı sayıda çocuk serbest kalırken, özellikle batı illerinde TMK kapsamında yargılanan çocuklar ciddi ayrımcılığa maruz kalıyor. Sadece İstanbul’da, TMK’dan 27 erkek ve 5 kız çocuğu hala tutuklu. Bunlardan birisi de Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutulan Ruken E. isimli çocuk. Mart ayından ‘yasa dışı gösteriye katıldığı’ gerekçesiyle Fatih’te bulunan evine yapılan baskınla gözaltın alınarak tutuklanan Ruken hakkında ‘örgüt üyesi olmak’ ve ‘suç ve suçluyu övmek’ suçlarından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nden dava açıldı. Cezaevinde adli mahkumların koğuşunda tutulan Ruken, koğuştan çıkarılması için yaklaşık iki hafta açlık grevi yaptı ancak sonuç alamadı. Hala adli koğuşta tutulan ve ruh sağlığının iyi olmadığı avukatları tarafından bildirilen Ruken’in dosyası TMK değişikliğinin ardından çocuk mahkemesine gönderildi ancak serbest bırakılmadı. 

İrlanda'lı rock grubu U2, Diyarbakır'lı Hanım Tosun ile görüştü

 

İrlanda'lı rock grubu U2, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun ile görüştü.

1997 yılında çıkarılan "Pop" albümünde, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'u hatırlatan U2 ve Hanım Tosun İstanbul'da bir araya geldi. Grubun Atatürk Olimpiyat Stadı'nda verdiği konser öncesinde kısa bir görüşme yapıldı. 

Erbakan'a EVET demesi için şantaj mı yapıldı?

 

Yargıtay'ın "Kayıp Trilyon" davasıyla ilgili kararı 2 Ağustosta gazetelerde "Erbakan'a icra ve hapis şoku" başlığıyla yayımlandı, ama kararın uygulanması AKP'nin elindeki Maliye Bakanlığına bağlıydı.

 

Ahmet Türk, Talabani ile görüştü!

 

Kapatılan DTP'nin eski genel başkanı Ahmet Türk ile eski milletvekili Aysel Tuğluk başkanlığındaki, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) heyeti, Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile görüştü.

Göç mağduru seyyar satıcıya belediye zulmü!

 

 Ömer Karaman İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan ve seyyar satıcılık yapan bir Kürt. Devlet deyim yerindeyse ‘güllük gülistanlık’ yaşadığı köyünü yakınca çocuklarını da yanına alarak önce Ankara’ya göç etti. Ankara’da bir inşaatın son katından düşünce fiziki yaşamı felce uğradı ve o da bir iş bulurum diye Kürt göçünün mekanı İstanbul’a göç etti. İş aradı bulamayınca son çareyi seyyar satıcılıkta buldu. Tam boğazlarına ekmek girmeye başladı bu kez de AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin zabıta zulmüne uğradı.

 

Giriş / Login






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Şadi Aşireti ve Türk'lük idiası PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Pazar, 04 Temmuz 2010

Şadi Aşireti  ve Türk'lük iddiası

 

Yasin BAYANAY  

 

Bir ulusun ,kabilenin veya bir aşiretin geçmişini, tarihini incelerken o aşiret hakında yazılı kaynak yoksa yaşlıların anlatımlarına baş vurarak detayli bilgi edinmek gerekir ve bu bilgilere sadık kalarak yorum ve ilaverlerde bulunulmalidir. Şayet konu hakında bir çok belge ve bilgi varsa, var olan kaynakları kulanmak tarih bakımından inandırıcı ve en doğrusu olur. Kaynaklara rağmen bir araştırmacı bildiğini okuyorsa, yazdıklarına kendisi bile inanmaz.

 

Son 50-60 yıl içinde bir çok kişi tarihi saptırma çabasına girdi ve kitaplar yayınladı, bunlardan biride M.Ş. Fırat'ın Hormek (Xormek) aşireti hakındaki Türklük idiasidir, bu gün görüyoruzki öz torunları dedelerini sert bir dil'le eleştıriyorlar. Bir idiaya göre'de chp merkezine sunulan yazı metni, yazarın ölümünden sonra bazı şahıslar tarafından değiştirildiği kanısı hakimdir.

 

Zihinleri karıştırmak için devlet bazı şahıslara özel görev verdiği herkes tarafından bilinmektedir. Bu şahıslar özelıkle devşirme kesimden oluşuyorlar, örnek verirsek Yusuf Halaçoğlu ve Rıza Zelüt gibileri imha ve inkarciların kalemşörlüğünü üstlenmiş bilimsel hiç bir değeri olmayan idialarda bulunmaktadirler.

 

Son zamanlarda bakiyoruz'ki Şadi aşireti hakında ayni paralelde yazı ve kitapcıklar yayınlanmaktadir. Çoğunlukla Karakoçan, Kiğı ve Sancak'a yerleşen Şadi aşiretinin bir kolu olduğunu  bilinen , bölgede Ulıki'yan (Uliki)   olarak tanınmiş kabilenin fertlerinden bir yazar(Din adamı)  Elazığ MATSANofset'te çıkan  ''Revdetül Ulaş İbadet ve öğütler''. Başlıklı kitaptaki   Ulık aşireti ile ilgili kısa metin'de, gerçekten şaşırtici  idialarda bulunmaktadir . Acaba yazarı bu gerçek dışı idialara sürüklüyen faktör neydi? neden köklü bir Kürt aşiretinin kolunu Türkleştirme çabasına girdi?

 

Şadi aşireti ve kolları hakında yazılıp çizilenleri yanyan getirdiğimizde, yapay idilar çürük yumurta gibi su yüzüne çıkacaktır. Diyebilirm ki, Kürtlerin en büyük ve köklü aşireti olan Şadi'ler hakında çok detaylı bilgi ve belgeler mevcut'tur, buna rağmen yapay gündem yaratanların maksadını anlamaktan gerçekten zorluk çekiyorum.

ibadetveogutler

 Öncelikle sayin İsmail hocanın dini bilgileri içeren kitap'tan  alıntı yaparak sizlerle paylaşmak istiyorum...

 

''Affınıza sığınarak asalet olarak molla İsmail babası merhun hacı Tayip  Ağa babası Aziz Ağa, Zülfü Ağa, Mahmud Ağa, Abbas Ağa, Ulaş Ağa, Kalmemsir Ağa ve Fürüz Ağa.''

 

''Malumunuz olsun ki, ulaş asaletine az da olsa değinmek istiyorum. Devlet arşivlerine dayanarak izahatına çalışacağım. Ulaş aşireti Beydilli Türkmen aşiretindendir.''

 

 

''Bir çok bilgin ve büyük adam yetiştiren bir oymaktır. Bu aşirete mensup olanlar dil bakımından Kürtçe konuşsalarda kürt değillerdir.''

 

''Aslında Beydilli yani ulaş aşireti (araştırmamda) takriben 40-50 aşirete ulaşmiştir. Zamanım musait olmadığı için sadece kendi aşiretimi kaleme aldım. Beydilli Türkmen aşiretinden olan ulaş aşireti, Oğuz Türklerindendir. Yani Oğuz Türklerinin bir boyundandır. Boy, ayni kanı aynı soyu taşiyan demektir. Aslında bunlar İran'ın Horosandan çıkıp Çukurova kurt kulağı ile burnaz köprüsü arasında  karaküfürler nam mahallesinde iskan ettirmeleri için divane hümayüldan olan emri şerifi taharif  olmuştur. Yani Çukurova kurt kulağı ile burnaz köprüsüne yerleşmişlerdir.''

 

''Ulaşlar, cesaret ve dürüs olmalarından dolayi nam salmişlardır. Onların en meşhur sözleri ki, Alevilede de bu söz  meşhurdur. (Bunların kökü Alevilere dayanır.) Eline, beline, diline sahip ol, iri olalım, diri olalım ve bir olalım.''

 

''Ulaş kabilesi Oğuz Türklerinin 24. boyundan olan Beuydillilerin en seçkin ve en diri olanıdır. Türkmen kurultaylarına Şah İsmail ağa başkanlık yapmiştir.

 

1458 - 1519 - 1487 - 1524 - 1207 - 1271 - 1357 - 1420. Bu dönemlerde sefavi Türk Kızılbaş devleti kurulmuştur ve şah İsmail'in bir makalesindeki Dağbağı kızıl yakut gibi kan olmadan Kızılbaş olmak kimsenin haddı değildir.  Sözü onların ne derece üstün olduğunu vurgulamiştir. Malumunuzdur Türklerin en meşhur iki kabileri vardır. Oğuz Türkleri ve karaman kızılkoca Türkleridir. Bu iki kabile tarihte nam salmişlardır. Karaman kızılkoca  Türklerinden olan Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin kurmasıyla dünyaya yüceliğini ispatlamiştir.''

 

''Mustafa Kemal Atatürk hakkında şu sözü nakledip onun yüceliğini görelim. Şerefe din dağında doku tepesinde  Şeyh Şerif  milis komutani iken karşıdan bir kaç kişi geldiler. Şeyh Şerif hizmetçisine gelen misafirlere bir şeyler hazırla dedi. Şeyh şerif gelenlerden birisiyle 50 metre ayrılarak onunla epey konuştu, daha sonra gittiler. Şeyh Şerif şükrü Ağaya o adamı tanıdınmı? Hayir. O Mustafa Kemal Atatürk idi. Gün gelir Türkiye devleti bu zatın mahyetine düşecektir. Sonra devletini yok etmeye kalkacaklar fakat Türkiye Osmanlının torunlarıdır. Osmanlı ise bir ejderha gibidir kafasını ezersen Allah'ın yardımıyla 1. asır yanlız kuyruğu ile kendini mudafaa etmeye müktedirdir. Ulaş kabilesi Oğuzların Bozok kolunun Yıldızhan oğullarından olan Beydilli boyu kaş garmi Reşit oğlunun yapıtlarında Oğuz boyları listesinde yer almaktadırlar.''

 

''Beydillilerin Osmanlı tapu tahrir defterlerin 23 yerinde bahisleri geçmektedir XII XII yüzyıllarında Suriye, İran , Irak vesaire yerlerde yaşamişlardir.

 

Beydilli yani Oğuz Türklerinden olan Ulaşların İran Horasandan ayrılmalarının birkaç nedeni vardır. Oradaki yönetimin hakaretlerinden dolayi orayı terk ettiler.

 

Padişah Yavuz ve Şah İsmail'in vakalarından dolayi Abbasiler şemsiyesi altında birleşerek 632-661 Irak, Suriye haritalarındaki emeviler hükümdarlığına son vermeleri için. (Bu olayı Eba-Müslümi el Horasani 129-747 islam Ansiklopedisi c.11'de anlatiyor) böylece emevileri mağlup ederek Mardin, hatay, Sivas, Erzurum ve dağ insanları oldukları için en çok Dersim'e yani Tünceli'ye yerleştiler.''

 

''Hüseyin Avni Ulaş 1887 y. Erzurum'ın Gümbet köyün (Bugün bu köy bingöl sınırları dahiline girmiştir) doğdu ve Genç Ağa zade Musa beyin oğludur. 11 yaşlara kadar köyde kaldı.1948 yılında vefat etti. Bu zatın vasıfları kalemle baş olmaz. 1. Dünya Savaşında yedek subay olarak 4 sene savaştı. Daha sonra Erzurum'da Milli Müşavir olarak çalıştı. Daha sonra senatör oldu.''

 

''Aslında Ulaş aşiretie Ulaş Ailesi veya Ulaş ulusu da denilir.

 

Ulaş, Şadi, okçu ve Gazi kabileleri ayrı ayrı kabilelerdir. Bunların yakınlıkları kız alıp vermekle oluşmuş. Ulaş soyu en çok Türkiye'nin  Çukurova, Hatay Dörtyol ve osmaniye vilayetlerine yerleşmişlerdir. 1071 yılında  Malazgirt savaşı ile Anadolu'ya yerleşmesine mütaakip 1821 yılında Ulaş Aşireti Torosların güneyine inmişler ve osmaniye'nın horoz mahallesine 1300 hane yerleşti. Bu olay Osmaniye'nın kurtuluşunun başlangıcı sayılmiştir.

 

Daha sonra Ulaş Ağa'nın dedesi Fürüz bey Osmaniye'den ayrılıp, Dersim'in Nazmiye ilçesinde hakis köyünde kayim olmuştur. (Oğlu Galmem düzgün babanıb yanında kalmiştir) Fürüz bey vefat ettikten sonra  oğlu Ulaş Ağa ise, ayrılıp Kiğı'nın Karsıni köyüne yerleşmiştir. Kardeşleri Halil ve Şahin'de Karsiniye yerleştiler. Bu günkü Ulaşlar Halil ile Şahin'i kendilerine kardeş saymamaları kesinlikle yersizdir. Çünkü arazi ve tapular bunların kardeş olduklarını göstermektedir.''

 

''Malumunuz olsın ki Ulaş Ağanın 9 oğlu olup, Cafer Ağa, Abdullah Ağa, Hesed Ağa ve Memiş Ağa bunlar Karsini'de kaldılar. Ali Ağa Köçete, Mehmet Ağa, Kejkene, Abbas Ağa ise, Sancak'ın dara hızke yerleşmişlerdir. Ezbet olarak Karsinide ulan, Şeyinan, Gala köçetten,heciyan, mirelyan, şeygan, benzedan Üsküdar'da  Abbas Ağanın dört oğlu bulunmuştur Süleyman Ağa, Mahmut Ağa, Ali Ağa, Avzet Ağa, Süleyman Ağadan nari giller, Mahmut Ağadan Zülfü Ağa giller, avzet ağadan avi giller, Ali Ağadan hacmeli giller oluşturmuşlardır. Ulaş Ağa asileti dışında kalan zürriyetlerini kaleme alırsak epey zamanımızı alacaktır. Yanlız nasip olursa akrabadan bir heyet kurup Sancak ve Kiğı köylerinde inceleme yapıp gerçeğine varabiliriz. Hatta Kiğı Sancak zürriyetine ulaş soyu adındaki kitabı çıkartabiliriz ve ömür kalısa keklik tarihi 1240, Cami tarihi 1264, Üsküdar Abbas Ağa ve Kurura'nın tarihlerini ve bilgilerini kitaplarında kaleme alabilirim.''

 

''DİN KONUSUNDA ULAŞ KABİLESİ''

 

''Ulaş Kabilesi din konusunda kaleme alırsak gayet büyük bir gür ağaca benzer ve çok dala sahiptir. Azi hariç Ulaş'ın büyük çoğunluğu Allah ve Resulüne aşık olup din uğrunda büyük fedakarlıklar yapmişlardir ve bunun inkarı mümkün değildir. Evet kısacası ulaş aşiretini kaleme almişken memleketimizin değerli aşiretleri ve yörenin değerli şeydalarından da bahs etmek istiyorum''...

 Müellif Hoca İsmail Ulaşzade: baskı MATSANofset Elazığ. (Revdetül Ulaş İbadet ve öğütler. Sayfa 2, 3, 4 ve 5)...

 

İsmail hoca'nın Türklük idialarına karşı, Selahadin Eyyübi ayni kabile kolundan olup muhtemelen 850 yıl önce kendi elyazması ''ben Selahaddin'' başlıklı notunda bakın bu kabileyi nasıl tarıf ediyor ve arada nasıl bir  çelişki var hep beraber görelim.

 

ichsalahaddin

 ''Ben Selahaddin''


Orijinali İskenderiye Kütüphanesinde bulunan Selahattin Eyyubi’nin el yazması günlüğünün, Fransız Gazetesi Genevieve Chauvel tarafından romanlaştırılmış,


“Ben Selahattin” isimli kitapta şöyle diyor:
“Bunları yazmaya başlamadan önce kendimi tanıtayım.”


“Önce, ben Kürdüm. Ramadi aşiretindenim. Bu aşiret, Kürdlerin en eski ve asil aşiretlerinden biridir. Aşiretin yerleşik yeri, Batı Azerbeycandır. Dedem Şadinin babası Mervandan önceki soyumuz üzerine fazla bilgim yoktur.

Bizim beşiğimiz sayılan Dovin, 10. yüzyılda Küçük Ermenistan’ın başkenti idi. Buraya İç Ermenistan da diyorlardı. Amcam Şêrkoh ve babam Eyup Dovin’de dünyaya geldiler. 1128’de Dovin Türkmenlerin saldırısına uğradığında, dedem Şadi iki oğlunu ve karısını yanına alarak, canlarını Türkmenlerin acımasız katliamından zor kurtarmışlardır. Türkmenler acımasız bir katliam, büyük bir tahrip ve vicdansızca bir talanla Dovin’i yerle bir etmişler. Bununla birlikte, bizimkiler de bütün varlıklarını Türkmenlere kaptırmışlar, sadece canlarını kurtarabilmişlerdir.

 

Bu katliamdan kurtlan dedem Şadi, Bağdat’ı hedef alarak güneye doğru kaçmaya devam ediyor. Bağdat, o sıralar halifeliğin merkezi ve Selçuklu hanedanlarından Melik şah’ın oğlu Sultan Muhammed tarafından yönetiliyordu. Dedemin eski dostu Behruz da burada vezirdi. Bu Behruz, daha önce Dovin’de bir esirdi. Dedem bunu buradaki esaretten kurtararak, İsfahan'daki Selçuklu sarayında prenslere öğretmen olmasını sağlamıştı. Sultan Muhammed Bağdat’a yönetici olunca, hocası Behruz’u da buraya vezir yapmıştı.”


“Bağdat’a vardıklarında dedem Şadi, eski dostu ve Bağdat Veziri Behruz’u görebileceğini ve ondan yardım alabileceğini düşünüyordu. Aile Bağdat’a vardığında doğruca saraya gittiler. Vezir Behruz, dostu Şadi’yi çok iyi karşıladı. Hal hatırdan sonra Şadi olanları Behruz’a anlatıyor. O da büyük bir dikkatle dostu Şadi’yi dinledikten sonra, “Şadi” diyor “Allah seni bana gönderdi. Pek yakında Tikrit’i aldık. Orada yöneticimiz yoktur. Seni Tikrit’e yönetici olarak atıyorum ve bundan sonra senin unvanın ‘Dizdar’ olacak. En kısa sürede Tikrit’e gideceksin, görevine başlayacaksın.”

 

“Tikrit’e geldikten kısa bir süre sonra dedem Şadi öldü. Mezarı Tikrit’tedir. Yerine büyük oğlu babam Eyup geçti. Babama da ‘Necm ed-din’ unvanı verildi. Dinin yıldızı. Babam, Iraklı bir aşiret reisinin kızı El Harimi ile evlendi. Bu evlilikten ağabeyim Şahin şah ve Turan Şah, sonra üçüncü oğul olarak, 1137’de ben dünyaya geldim. Ama tanrı, beni çok ilginç bir şekilde dünyaya gönderdi.

 

Amcam Şêrkoh, vezirin çok sevdiği hukukçu bir gence kızıp, bir kılıç darbesiyle kellesini uçurunca, vezir de babamın bütün yetkilerini elinden alıyor ve “şafak atmadan Tikrit’i terk et, yoksa daha çok kelle uçacak’ diyor. Bunun üzerine bütün aile, hemen yol hazırlıklarına başlıyor. Tam bu sırada, ben annemi sıkıştırıyorum ve kadınlar bölümünde annemin sancıları tutuyor. Şafak atmadan beni bir kundağa beliyor, bir hizmetçinin kucağına tutuşturuyorlar, kervan Musul’a doğru yola koyuluyor. Ancak ikinci günü akşam, kervanın konakladığı yerde benim doğumumu kutluyorlar. Babamın anlattığına göre; çok cılız ve çelimsiz bir çocuk olduğum için, öleceğimi düşünerek, istemeyerek bana Yusuf adını veriyor, ikinci adımı da Selahattin koyuyor. Daha sonraları Selahattin benim birinci adım oldu.”

 

“Babam Eyup Tikrit’ten sürüldükten sonra, hedefi Musul olarak seçiyor ve yoluna devam ediyor. Çünkü Musul’un yöneticisi Zengi babamın çok iyi bir dostu idi. Ben doğmadan önce 1132’de, Tikrit yakınlarında, Zengi Selçuklulara yeniliyor ve kaçıp babama sığınıyor. Babam da, Zengi ve adamlarının canını kurtarıyor ve Musul’a yeniden dönmesine yardımcı oluyor. Aile Musul’a vardığında Zengi, dostu Eyüp’e vefa borcunu fazlasıyla ödemeye çalışıyor.

 

Bize Dicle’nin kenarında büyük bir bahçenin içerisinde, taştan ve çamurdan yapılmış çok büyük iki katlı bir ev verdiler. Musul’un çevresi uçsuz bucaksız okaliptüs ormanlarıyla kaplıydı. Bahçemiz portakal, limon ve diğer bütün meyve ağaçlarıyla doluydu. Annem son derce becerikli ve zevkli bir kadındı. Bin bir çiçekle dolu olan bahçemizi daha da zenginleştirerek gerçek bir cennete çevirdi.
Zengi’nin düşmanları da çoktu. İran Selçukluları, Şamdaki Nusayriler, Diyarbakırlı ve Erbilli Kürdler ve batıdan gelen Franklar. Biz Musul’a varır varmaz, babam ve amcam da Zengi’nin ordusuna katılarak Frankları denize dökmeye gittiler. Annem üç oğluyla yalnız kaldı. Benim çelimsizliğime çok üzülen annem, bütün zamanını bana ayırıyor, beni ipek kundaklara beleyerek büyütüyordu.

 

Zengi, Şam ve çevresinde stratejik önemi olan bir çok kaleyi alıyor, bunların en önemlisi olan Baalbek’e babamı komutan olarak atıyor. Babam buraya yerleşir yerleşmez, bizi Musul’dan almak üzere adamlarını gönderiyor. Ben artık büyümüştüm ama babamı hiç görmemiştim ve sesini hiç duymamıştım. Sadece beni ipekli ve kokulu kundaklara beleyen ve güzel sesiyle ninniler söyleyen annemin sesini duymuştum. Baalbek’e vardığımızda, altın takılarla bezenmiş ipek kalpaklı resmi elbiseler içerisinde bizi karşılamaya gelen babamı görünce, korkudan ağladım ve annemin arkasına saklandım. Ayrıca bu heybetli adamın, annemin gözlerine bakarak ağladığını gördüm. Annem de bu heybetli adamı teselli etmeye çalışıyordu. Büyüdükten sonra öğrendim ki, babam bizden ayrı kaldığı üç yıl içerisinde başka bir kadınla evlenmiş, annemin de bundan haberi yokmuş.”

 

“Ben çok güzel bir şehir olan Helipolis’te büyüdüm. Babam buraya bir cami ve sofiler için de bir manastır yaptırdı. Babamı resmi elbiselerinin dışında ve geleneksel Kürd kıyafetlerinin içinde görebilmek için, hep ikindiyi beklemek mecburiyetindeydim.

 

Amcam Şêrkoh, ağabeylerime savaş oyunlarını öğretmeye başladığında, ben çelimsiz halimle onları kıskanırdım. Bu arada okula başladım. Hocalarım sufilerden oluşuyordu. Okumayı öğrendikten sonra, en çok okuduğum sufilerden Gazali beni etkilemiştir.

 

Bize bu güzel yaşamı sağlayan Zengi 14 Eylül 1146’da öldürüldü. Kısa bir süre sonra Şam’ın büyük ordusu kapımıza dayandı. Amcam Şêrkoh’un girişimleri sonucu çok sayıda Kürd aşireti bizi destekledi. Taraflar büyük kayıplar verdiler. Babama pazarlık yapmaktan başka çare kalmamıştı. Böylece Baalbek eski sahiplerine verildi. Buna karşılık Şam’da bir ev ve arazi aldı, böylece Şam’a taşındık. Amcam Şêrkoh gizlice Zengi’nin adamlarıyla buluşur, Halep yöneticisi Nurettin’e katılır. Burada Franklara karşı başarılı savaşlar yaparlar. Bu da Şam komutanını korkutmaya başladı.
Şam’da hocalarım artık Sufiler değildi. Burada matematik, tarih ve coğrafya derslerini sevmeye başladım. Hocam Abu Taman, Kürd dili, tarihi ve geleneklerini bana öğreterek, benim bütün hayatımı değiştirdi ve hayatım boyunca onun etkisinden kurtulamadım.”

 

“24 Temmuz 1148’de sabahı Frank ve Alman birleşik ordusu Şam’ı kuşattı. Bunlar daha önce Kudüs’ü almışlardı, sıra Şam’a gelmişti. Çok kanlı çatışmalar oldu. Franklar, Arapların da biz desteklemeye geldiklerini duyunca, savaşmayı bırakıp kaçmaya başladılar. Savaşı kazandık ama çok sayıda ölü verdik. Bu savaşta büyük abim Şahinşah da hayatını kaybetti. İki küçük oğlu öksüz ve karısı dul kaldı. Babam çok üzgündü. İlk defa bana yaklaşarak başımı okşadı, ‘artık sen benim ikinci oğlumsun’ dedi ve ben çok mutlu olmuştum.

 

Savaştan kısa bir süre sonra vezir öldü. Sultan da babamı komutan olarak atadı. Muhtemel Arap saldırılarına karşı tedbir alıyordu. Artık babam benim atlara binmeme ve savaş oyunlarını öğrenmeme izin vermişti. Ama şunu unutmamam gerekiyordu: ‘Ben bir Kürdüm ve Başkomutanın oğluyum.’ Artık ince bedenim ata binmeme çok uygundu. Bu da beni sevindiriyordu.

 

Halep Komutanı Nurettin, komutanı Şêrkoh’u babama gönderiyor, güçleri birleştirmek istediğini söylüyor. Babam da bunu kabul ediyor. Böylece de Şam Valisi oldu. Ben o zaman 16 yaşındaydım. Sultan, bütün toplantılarında beni yanından ayırmıyordu. Kendisi entelektüelleri, filozofları, düşünürleri, şairleri ve din adamlarını çok severdi. Bunlara sık sık davetler verir, sohbetlerini dinlerdi. Bu davetlere ben de katılırdım. Bazen ava çıkardık; panterleri, geyik kovalayan çıtaları ve aslanları seyrederdik.

 

Mart 1164’te Sultan Nurettin, Generali Şêrkoh’a Kahire Seferi için emir verdi. Amcam Şêrkoh beni yanına çağırarak; ‘Yusuf, sen de benimle geliyorsun’ dedi. Ben o zaman 27 yaşındaydım. 1 Nisan 1164’te Sudan Kapısından Şamdan çıktık. General Şêrkoh, on binlerce Kürd süvariden oluşan ordusuyla gurur duyuyordu. Mayısın başı 1164’te zaferle Şam’a geri döndük. Bu savaşta gösterdiğim başarı, sevk ve idaredeki becerim nedeniyle, Sultan Nurettin beni ‘Şina’ ilan etti. Böylece de 27 yaşımda, koca Şam’ın Emniyet Müdürü olmuştum. Akşamları sufi arkadaşlarımla buluşuyor, saatlerce zikir çekiyorduk. ‘La ilahe illallah’ diyerek, belden yukarısını sallayarak, ruhumuz huzura kavuşuncaya kadar devam ediyorduk.

 

“Ocak 1167’de tekrar Kahire’ye sefere çıktık. Bu sefer General Şêrkoh’un yanında komutan olarak. Ağustos 1167’de Şam’a geri döndük. Buradan da Halep’e Sultan Nurettin’in yanına gittik. Burada zamanımı kuş, çita, panter ve aslan avlamakla geçiriyordum. Halep ovası ve dağları bu hayvanlarla doluydu. Bu arada annem bütün tanıdıkları seferber etmiş, beni evlendirmek için kız arıyordu. Benim için o kadar çok seçenek vardı ki; mavi gözlü Kürd kızları, yeşil gözlü Suriye (Nusayrili) kızları ve siyah gözlü Arap kızları. Ben de sonunda, asil ve mavi gözlü bir Kürd kızını tercih ettim. Çünkü evimize en uygun olanı o idi. Şemsê ile nişanlandık.

 

Aralık 1168’de Franklar, Kahire’de yaptığımız anlaşmayı bozmuşlar ve Kahire’yi yeniden işgal etmişlerdi. Sultan beni çağırdı; ‘acele Şêrkoh’u bul’ dedi. Ben Şêrkoh’u bulduğumda; ‘6000 Kürd süvariyi çoktan hazırladım bile’ dedi. 2000 süvari de Halep’te hazırdı. Bunların arasında Türkmenler de vardı. Amcam çok istemesine rağmen, bu sefere katılmak istemiyordum. Ama yine de katıldım. 4 Ocak 1169’da Kahire kapılarına dayandığımızda, Franklar bizimle savaşmayı bile göze alamadılar, çekilip gittiler. Böylece, Şêrkoh hiç kan dökmeden Kahire’yi teslim aldı. Fatımi Halifesi bize çok büyük ilgi gösterdi. Ama, vezir Şavar ikiyüzlünün biriydi. Biz Kahire’den ayrılınca, yeniden Frankları çağıracağı haberini aldım. Amcamın karşı çıkmasına rağmen, vezir Şavar’ı öldürdüm. 18 Ocak 1169’da Şêrkoh kendisini Kahire’ye vezir ilan etti. 23 Mart 1169’da, akşam yemeğinden sonra banyoya giren Şêrkoh, kalp krizinden öldü. Çok üzüldüm, artık ben her şeyimi kaybetmiştim. Derhal Halep’e dönmek istiyordum. 26 Mart 1169’da Fatımi Halifesi, beni Şêrkoh’un yerine vezir atadı. Bu işte gönülsüz olmama rağmen, çok zorluk çekmedim. Çünkü daha önce Şêrkoh için şehrin idaresini ve memurlarını hep ben ayarlamıştım. Ben 32 yaşında, artık küçük Yusuf değildim. Çünkü artık Mısır’ın Veziri Selahattin olmuştum.

 

Ağustos 1169’da kardeşim Turanşah, diğer kardeşlerimi ve Şemsê’yi de alarak, Kahire’ye yanıma geldiler. Burada Şemsê ile evlendim. Şemsê çok güzel bir Kürd kızıydı. Ay gibi yüzünü, yay gibi kaşlarının altındaki mavi gözler süslüyordu. İnce uzun boylu, sarı saçları beline kadar iniyordu. Sanki başından aşağı bal süzülüyordu. Şemsê beni çok mutlu etti. Haziran 1170’te oğlum El Abdal Ali’yi doğurdu. İlk defa baba oldum. Daha sonra çok çocuklarım oldu. Nisan 1170’te babam Eyüp de Kahire’ye geldi. Onu İskenderiye Komutanlığına, kardeşim Turanşah’ı Yukarı Nil Komutanlığına getirdim ve diğer kardeşlerime de Mısır’ın idaresini paylaştırdım.

 

Eylül 1171’de Bağdat’ta Halife El Mustarut öldü, yerine oğlu El Mustazi geçti. Sultan Nurettin’e karşı çıktı. Çünkü Kahire’de hala Abbasilerin siyah bayrağı dalgalanıyordu. 200 yıldan beri, Mısır’da bir Şii Fatımi Halifeliği vardı. Biz aile olarak Şafiiydik. Buradaki Şii Fatımi Halifesine dokunmak istemiyordum. Çünkü el yakıyordu. Ayrıca, beni Vezir yapan da Fatımi Halifesiydi. Sonunda, 14’üncü Fatımi Halifesi hastalandı ve öldü. Önemli bir olay da kendiliğinden çözüldü. Halife öldüğünde 21 yaşındaydı. Arkada 4 dul kadın, 11 erkek ve 4 kız evlat, 152 hizmetçi, muhteşem bir saray ve bir servet bıraktı. Sarayın kütüphanesinde 200 binden fazla kitap vardı. Kasadaki 2 milyon dinarın talan edildiği söylendi. Bu servetin bir kısmını ben aldım ve önemli bir kısmını Sultan Nurettin’e gönderdim.

 

15 Mayıs 1174’te sultan Nurettin kalp krizinden öldü ve geride sadece 11 yaşındaki oğlu Melik Salih İsmail’i bıraktı. Böylece bana yeni ve çok önemli görevler düşmüştü. Çünkü Araplar bu fırsattan yararlanarak, Şam’ı ele geçirmeye çalışıyorlardı. Ben derhal Şam’a hareket ettim. Böylece Şam yönetimini ele aldım. Suriye’deki bütün kaleleri ele geçirdim. Hatta kısa bir süre önce, Nurettin’in Kılıç Aslandan aldığı Konya’yı, Ermenilerden aldığı Malatya’yı bile ele geçirdim. Sonunda Halife Mustazi, beni Suriye ve Mısırın Sultanı ilan etti.

 

Şubat 1177’de İskenderiye’ye geri döndüm. Oğullarım El Abdal Ali ve El Aziz Utman da yanımdaydı. Çocuklar denizi görünce çok sevindiler. Benim amacım, güçlü bir bahriye oluşturmaktı. Elimizdeki gemileri yenileyip ve yenilerini yapmaktı. Bu iş için, Ürdün Dağlarındaki sonsuz ormanlar, bize istediğimiz kadar ağaç veriyorlardı.” ...

 

Yazılı kaynaklar

 

           Eyyübi sülalesi'nin çeşitli kolları üzerine  bize belge verebilecek doğulu yazarların eserleri.


1. Bahettini Vita et res gestae sultani al-Malici al-Nasıri Saladini nec non Excerpta ex historia universali Ebul Fade.; edidit ac latiné vertit Albertus Schultens, Lugd.Batavorum 1732.


2. Annales Moslemici Ebul feda'dan Arapçadan çeviren Reiske. Eyyubi soyundan ünlü beylerden biri II.cilt ve devamı.


3. Cenabinin eseri; Présent du litterateur et Cadeau de L'homme degénie (Edebiyatçinin hediyesi ve dahi birinin armağanı)


4. Ebul faragi Historia compendiosa dynastiarum edid. Pocockius, Oxoniae 1863.


5. La Grande Histoire universelle C.XVI. s. 489-692 (Büyük Dünya Tarihi)


6. les Extraits historiques relatif au temps des croisades (Haçlı seferleriyle ilgili tarihçilerden alıntılar) yayınlayan Mr. De Hammer. Mines de l'Orient (Doğunun madenleri) Kitabından C.III, s.73'ten başliyarak.


7. Extraits des historiens arabes relatifs aux guerres croisades (Haçlilarla ilgili Arap tarihçilerden alıntılar) yayınlayan Mösyö Reinaud, Paris 1829.


8. Histoires des croisades (Haçlı seferlerın Tarihi) Wilken tarafından. M. Reinaud'un ilk gözlemlerindeki yazdığı bütün doğulu yazarlar.


9. St. Petersbourg'daki İmparatorluk Bilimler Akademisi'nin Asya Müzesinde, Eyyubi sülalesinin hükümdarlarından kalan birçok para var. Çok bilgili koruyucu, akademisiyen, Fraehn bize biçimlerini recensio numorum Muhammedanorum C. I,s 169-170 ve 625-628.

 

10. En önemli bulduğum kaynaklardan biri de ; Kahire'de, Şam'da, Halep'te, Hama'da, Humus'da, Karak'ta, Baalbek'te, Hasan-keyf'te, Meyafarkin'de, Ahlat'ta ve Yemen'de  hüküm sürmüş Eyyubiler'in on bir kolu üzerine yazılmiş Hammer'in Geschichte der IIichane C. I, s 73, 74, 75, 133, 156, 167, 171, 182, 185, 186, 187, 189, 192, 193, 197, 199, 206, 208, 209, 211, 212, 249, 257, 290, 310, C.II, s. 10.  Baron C.D'Ohsson, Hisrtoire des Mongols, (Moğol Tarihi) C.III, s. 1, 8, 35, 42, 43, 46, 47, 85, 86, 91, 92, 287, 288, 289, 290, 291, 292,293, 294, 306, 307, 313, 316, 317, 318, 320, 322, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 334, 336, 340, 341, 344, 348, 352, 354, 360, 361, 395. Ve bu konuda birçok kaynak bulunmaktadir

Kaynaklardan kısa alıntılar


Bazı kaynaklardan kısa alıntılar vererek, Selahaddin eyyubinin el yazması günlüğündeki notu ile örtüşmesi ve Şadi aşiretininde ayni soydan geldiğine dair önemli bilgiler içerdiğinden , faydalı olur diye düşünüyorum


1. Şerefname’nin bütün yazmalarındaki Ekradi Revendeh (Revandehli Kürtler) yerine,Schultens'in Excerpta ex Abulfeda çevirisinde, 8. sayfada el-Ekrad uou'r Rewadieh (Revadiyek Kürtleri diye yazmaktadir.


2. İbn-Xelıkan (Hellekan) da bize Revadi Kürtleri'nin, Hadzaniyeh büyük Kürt aşiretinin bir kolu olduğunu bildirmektedir.


3. İbnil Etzir'den öğrendiğimize göre,(T.V dosya 202) bize ebul-Feda'nın da dediği gibi ,Selahattin'in Revadi Kürt aşiretinden olduğunu, Mösyö C. Defrémery (journal asiatique 50 seri C.XVI, s. 458 de  öğretiyor. Bu son isim , Grégoire Ebul Frac'ın el-Ekrad-ou'r Rewédieh (Revadi Kürtleri) Histoire universelle (Dünya Tarihi)ndeyse Kürtlerin adına Ravadiye demektedir. C. XVII, s.494. Schultens, İndex geographicus in vitam Saladini kitabında Nuveyri'den bir alınti yapiyor. Orada tarihçi İzettin Ali ibn el Etzir'in dediğine göre Necmettin Eyüp, Azerbaycan'daki Dovin kentinden ve Kürtlerin en soylusu olan Revadi Kürtlerindenmiş. Bu son biçimi İns-el-Celil fi Triki Kuds vel Halil adındaki çalışmayla çakışiyor.(Mined de l'orient C.IV, s.136) Doğunun madenleri.


4. Hacı Kalfa Cihanuma, sayfa 436 da Cezire'deki hükümdarlar ve sultan hanımlar üzerine kısa notu şöyledir. Daha önce Bahreyn'de oturan Hamdanitler, Benu Okeylerin yerine , ibni Tagleb Aşireti'ne bağli Taglebitler, onların üzerine çullanınca, oralardan uzaklaşmalarına neden oldular. Cezire'ye  (Mezopotamya) yerleştiler. Daha sonra Hicri 380 miladi 990 yılında Musul'u ele geçirdiler. Bu beylerın ilkinin asdı Ebur-Revad (Deguignes ona Ebul Davut diyor) acaba Ekradi Revadiyeh o kimseden mi geliyor? Bu tahminde isabet olabilir. Mervan'ın oğlu Şadi, Eyyubi ailesinin kurucusuydu. Hicri 547 miladi 1152 yılında Hemedanda ölen Selçuklu sultanı Mesut'un Tikrit'teki komutanıydı.mezarı bu gün hala Musul eyaletindedir.

 

 5.Şeref Han bu kentin Şadi'ye verildiğinin yazılmasının yanlış olduğunu bildiriyor. Çünkü Ebul Feda (Annales Moslemici C.III , s. 566-569-617)de   bu komutanlığın Selahattin'in babası Eyüp'e verildiğini yaziyor.


6.Şeddadîler ve Sultan Salahaddin Eyyubî Kürt tarihçi Ibn Halıkan'a (Xelıkan) göre (1211-1282) Sultan Selahaddin Eyyubî  Şeddadî kökenliydi. Kudüs Fatihi Sultan (Yusuf) Salahaddin´in babasi Eyüp, Dovine yakin olan Ajdanaqan köyünde doğdu. Salahaddin´in dedesi Şadî, Dovini terk edip, Bağdata göç ettikten sonra Tikrite yerleşir. Şadî Tikrit kalesi´nin komutani olur ve Tikrit´te 1137´de Salahaddin Yusuf Ibn Eyüp doğar.

 

 

7. Kafkasya ve Kürtler Arap kaynaklarina göre Kürtler, MS 643-644 yılları arasında İslam İmparatorluğu´nun Ermenistan valisi olan Salman Ibn Rabiyia´ya karşi savaşti . 643 yılın´da Salman Ibn Rabiyila´nin yerini alan ve 644-655 yılları arasında Ermenistan valisi olan Habib Ibn Maslama´nin ise Ardasata ulaşmak için “Nahr al Akrad” (Kürtlerin ırmağı) olarak adlandırdıklari Garni irmağının geçtiği ifade ediliyor. Belli ki, Kafkasya´da Islam-öncesi bir kürt varlığı sözkonusu, fakat kürt nüfüsu bölge´de yaşiyan Ermeni, Gürcü ve Rum nüfusu ile kiyaslandığında küçük sayılır, örneğin Arap gezgini Mukaddesî´ye göre (tarih MS 982) Dovin´deki Hristyanlar çoğunlukta fakat kent Şeddadî Kürtlerin elinde.

 

 

''Kaynaklarla Eyubbi ve  Şadi'ler''


Selahaddin'in saltanati


''Bu sırada Zengi'nın ve Nureddin'in hizmetlerinde, doğudaki üstün Türk hakimiyetini uzun bir müddet tasfiye edecek olan bir Kürt sülalesi yetişip gelişti. Kürt Şazi'nin (Şadi) oğulları olan, Eyub ve Şirküh adlarındaki iki kardeş işe, büyüğü Eyüb'un Abbasi halifesi hesabına Tekrit şehrini idare ettiği Irakta başlamişlardı. Genç Şirkuh'un işlediği bir cinayet aileyi hicret etmek  mecburiyetinde bıraktı.  İşte bu zamanda Şirkuh, Zengi'nin, Eyub da Şam'daki Burilerin hizmetine girdi. Nureddin Şam'a hücüm ettiği zaman Eyüb bu şehirdeki askerlerin kumandanı bulunuyor, Şirkuh da şehir üzerine yürüyen ordunun başında bulunuyordu. İki kardeş birlik va bariş içinde yaşiyorlardı. Eyub Şam'ı fethinden sonra Nureddin namına idare etti; Şirkuh da ikta olarak, neslinin daha bir asır hüküm sürdüğü hums'u (Hims) kabul etti. Şirkuh çabucak önünde genış bir harekat sahası buldu.''... 

 

 

Ankara Üniversitesi İlahiyet Fakültesi yayınlarından. C.brockelmann . Çeviri Doç. Dr. Neşet çağatay. (İslam Milletleri ve devletleri Tarihi  I. S, 236.)

 

 

''Şadi'ler, ilk Kürt hanedanlıklarının kuruluşunda önemli roller oynamış sayılı Kürt aşiretlerinden biridir. Şerefname’de “Eyyubiler” ile ilgili kısımda, Revadiler ve Şeddadiler adı altında anılırlar. Şeref Han, cedlerinin “Şadi bin Mervan” olduğunu söylediği Eyyübileri de Şadiler’le ilişkilendirmektedir. “Şadi bin Mervan”, Selahaddin Eyyübi’nin el yazması notundada belirtiği gibi dedesidir.


“Revadiye” aşiretinden gelen Eyyübiler’in ilk yurtları Dovin yakınındaki Revan Ovası’dır (Sat Çukuru).
Kaynaklarda Ravadi (Şadi, Şeddadi) ve Eyyübi diye bilinen hanedanlıkların her ikisinin de Rawadi aşireti ve hanedanlığından çıktığı hakında birçok kaynak bulunmaktadir . Ravadi ise, Minorsky’nin yazdığına göre, Hadhbani (Hazbani) aşiretinin bir kabilesiydi. Iran-Irak sınırındaki Benu Annaz hanedanlığının yükselişi de Minorsky’e göre “Shadhandjan  Kürtleri”ne, yani Şadiler’e dayanıyordu.''(Bkz. V. Minorsky, EI, Annazids).

 

 

İbnül Ezrak El-Fariki’nin kaleme aldığı Farkin ve Amed Tarihi’ndeki bilgilere göre Şadiler’in Mervaniler’le yakın ilişkileri vardı. Mervani Kürtleri’nin yöneticilerinden Said Ebu Nasr bin Mervan (1010/1011-1062), Yukarı Ermenistan ve Arran’ın (Aras-Kur arası) Şadi emiri “Manuçer-oğlu Fadlun”un kızıyla evliydi. Selçuklular kendi topraklarına yaklaştığında Mervani Emiri Nasıruddevle’nin Isfahan’daki Selçuklu sultanına yolladığı heyette Şeddadi (Şadi) evinden olduklarını sandığım Farkinli Ebu’l Heyca Er-Revadi ile Emir Davud bin Eşkeri El-Qertiqi (El Kartıki) de varlardı (1085). Revadi ve Qertiki (Kartıki) gibi nisbeler Şadilerle ilişkili görünürler.

Farkin ve Diyarbekir 1086/1087’de Selçuklular ve müttefikleri tarafından ele geçirildi.


Kurucusu “Muhammed bin Şaddad bin Kartu/Kartii” (“Muhammed Şaddad b. Kartu”)’nin adıyla Şadiler, mensup olduğu aşiretin adıyla da Ravadiler diye adlandırılan hanedanlık 951 yılında Tebriz ve çevresinde, yani Azerbaycan’da kuruldu. Başlangıçta Deylemli Musafiriler’e bağlı olan Ravadiler/Şeddadiler, sonraları Bizans ve Selçuklular ile ittifak kurdular.


Erken Ravadiler “El-Azdi”ünvanı kullanmışlardır. Bu ünvandan hareketle onları Azerbaycan’ın bu parçasını ilk işgal eden Yemen aşireti Azdiler’le ilişkilendirenler vardır. Bu görüşü savunanlar orijinde Arap olan bu evin giderek Kürtleştiğini öne sürerler. Bu konudaki egemen görüş, Ravadiler’in gerçekte Kürt olduğu, ama karşılıklı evlilikler yoluyla zamanla karıştığı yönündedir.


Sonraki Ravadiler “El-Kurdi” ünvanı taşımışlardır. Şadiler'in (“Benu Şaddad”) esas üsleri Dovin  idi.  “Muhammed bin Şaddad bin Kartii” de, ilkin Dabil emiri olarak görünmüş (951), ardından 4-5 yıl kadar fiilen Azerbaycan emirliği yapmıştır. 970 yılında O’nun yerine geçen oğlu ancak Arran bölgesinde tutunabilmiştir. Bu sıradaki Gence emiri, Muhammed bin Şaddad’ın kardeşi olduğu sanılan Fadlun adında biridir.


Özetle, Şadiler/Ravadiler adı ve hanedanlığı daha çok Arran (Albania, Alvank) diye bilinen Kur-Aras arasındaki Gence başkentli topraklara, yani Kafkas Azerbaycanı’na referans olarak görünür. Arran’daki ana merkezleri  Gence, Nahçıvan, Tiflis, Derbend ve Karabağ’dı. Enc. Of Islam’ın “Benu Shaddad” maddesine göre, o tarihte bu bölgenin halkına “Lezgiler” deniliyordu.


Ravadi veya Şadi hanedanlıkları Selçuklu  ve Moğol istilaları sırasında son buldular.


1054 yılında Selçuklu Tuğrul Azerbaycan ve Arran’da belirince Arran emiri “Ebu’l Aswar” (ölm. 1067), Tuğrul’a bağlanır. Tuğrul’un Ani üzerine seferine katılır. Bizans’tan elegeçirilen Ani, Şadiler’in bir kolunun, Gürcü kroniklerine göre “Ebulasvar”ın oğlu Manuçar (Manuça, Menuçehr)’ın yönetimine verilir (Akt. Kirzioğlu, Kars Tarihi).

 

 

 

Böylece sonraki tarihlerde bu hanedanlığın Gence (Arran), Ani ve Dowin olmak üzere birkaç kolundan sözedilir. Bu kollar bazı kaynaklarda Büyük Şeddadilar (Gence kolu), Küçük Şeddadilar (Ani kolu) ve Şeddadlılar (Dovin kolu) şeklinde adlandırılır. Islami kaynaklarda Şeddadilar, “Ravadi Kürtleri” diye tanımlanır.

 

Bu hanedanlığın yöneticilerinden bir bölümünün adları şöyledir: Kartuk, Şeddad, Muhammed b. Şeddad (ölm. 955),  Merzban (ölm. 985),  Fadlun/Fadl I  (Fazl, 985-1031),  Leşkeri Ali (1031-1046), Nuşirvan (1049-?),  Ebu’l Eswar (Ebu’l Süvar  1020-1067).

 

Bunlardan Ebu’l Eswar, 1064’te Selçuklu Alparslan’a bağlanarak onunla işbirliği yapmıştır. Üç oğlunun adları, Fadlun II, Ebu Nasr (1067-1105) ve Ebu Şuca Menuçehr’dir (1064-1110).


Urfalı Matthew, kendi kroniğinde, Ukayli Kureyş bin Bedran’ın yanısıra Ebu’l Uswar’ı da Malazgirt savaşında Selçuklu Alparslan’ın müttefikleri arasında saymaktadır. Ebu’l Uswar, bahsini ettiğimiz Şeddadi emiridir. Ama Matthew’in kroniğinde kronolojik hatalar vardır. Çünkü bu tarihte ne Kureyş bin Bedran ne de Ebu’l Uswar hayattadır. Malazgirt’te Selçuklular ile ittifak halinde Bizans’a karşı savaşanlar, bu ikilinin çocukları veya yakınları olmalıdır.

 

Bu savaşta Saltuk, Artuk, Danişmend ve Mengücek de varlardı. Dersim geleneğinin bazı parçaları bu döneme referanslar içerir. Sözgelimi geleneğin sözünü ettiği Selçuklularla evlilikler daha çok bu döneme referans gibi görünürler. Ebu’l Esvar’ın oğlu Gence Emiri Fadlun II (1067-1088), Malazgirt’te Selçuklu müttefikleri arasında sayılan, hatta esirler arasındaki Bizans imparatoru Romen Diyojeni teşhis ettiği söylenen ve Şadi adıyla referans verilen kişi olabilir.

 

Fadlun II öldükten sonra Arran’ın çoğu Melik Şah tarafından işgal edilir. Bağımsızlığı son bulduğu için Şaddad Evi’nin bu işgalden sonraki tarihini izlemekte güçlükler çıkmaktadır. Ama Ani kentinin 1130’a kadar genelde Şadiler’in yönetimi altında kaldığı sanılıyor. Minorsky’nin yazdığına göre, tam bu sıradadır ki (1130’lar), ünlü Selahaddin Eyyübi’nin dedesi Şadi, Dowin’den Irak’taki Tikrit’e göçetmiştir...

''REVDETÜL ULAŞ'' hakında yorum ve düşüncelerim.


Sayin İsmail hoca burda koskoca Şadi aşiretini küçük bir mezara göm'üp üstünü  kuruca dağ'ıyla kapatmaya çalıştığı her halinde beli olur. Burda bir espiri yapmadan geçemem, bizde bir ata sözü vardır, deniliyor ki ''Mırişk ,mırişke dema avé vedıxwe seré xwe radıke lı zori xwe Xadé mézedıke.'' Türkçesi ''Tavuk , tavuktur su  içerken yine başını yukari kaldırıp  Allaha bakiyor''.


Sayın İsmail hoca bir Din alimi olarak ''Revdetül Ulaş'ı'' kaleme alırken, anlaşılan odurki hiç başını kaldırıp  yukarı bakmamiştir.


Şéx Şerif'in , M. Kemal hakındaki kehaneti de ilginçtir, eğer Şéx Şerif  M. Kemal Cumhuriyeti kurup başına geçeceğini biliyordu ise, o zaman 47 arkadaşıyla diyarbakırda M.Kemal'ın emriyle idam edileceklerinide bilmesi gerekirdi ve Şükrü ağa'ya bu kehanetide aktarması gerekmezmiydi?.
Bir kitap, metin okunduğunda olur olmaz insanın katılmadığı noktaların bulunması mümkündür; fakat  Sayin Molla ismail'in  kitabından  ''Revdetül ulaş'' bölümünü okuduğumda gerçeğe yakın bir hece aramaya başladım, tek doğru bir satır buldum o'da kendi isminden başliyarak Ulaş ağaya kadar olan isim sıralamasıdır.


İsmail hoca idiasında bazı kaynaklardan söz ediyor fakat kaynağı göstermiyor, kaynağı gösterilmiyen idia gerçeği yansıtmiyor anlamına geliyor demektir. Ulaş bu ailenin bilinen atasıdır mühtemelen 1700-70 yılları arası yaşamiştir, çünkü bu konuda bölgenin tanınmiş ailelerinden  Hicri, 1245. Miladi 1824 yılında Ulaş ağanın oğlu Abbas ağaya Hışkdar'a ait verilmiş tapu senedi  mevcut'tur. Bu var olan belgeye rağmen İsmail hocanın verdiği bir tarihe bakalım.


''Revdetül Ulaş'' sayfa 4  :  1821 yılında Ulaş Aşireti Torosların güneyine inmişler ve osmaniye'nın horoz mahallesine 1300 hane yerleşti. Bu olay Osmaniye'nın kurtuluşunun başlangıcı sayılmiştir.
Daha sonra Ulaş Ağa'nın dedesi Fürüz bey Osmaniye'den ayrılıp, Dersim'in Nazmiye ilçesinde hakis köyünde kayim olmuştur. (Oğlu Galmem düzgün babanıb yanında kalmiştir) Fürüz bey vefat ettikten sonra  oğlu Ulaş Ağa ise, ayrılıp Kiğı'nın Karsıni köyüne yerleşmiştir.''

 

 

'' Sayfa 5.: Malumunuz olsın ki Ulaş Ağanın 9 oğlu olup, Cafer Ağa, Abdullah Ağa, Hesed Ağa ve Memiş Ağa bunlar Karsini'de kaldılar. Ali Ağa Köçete, Mehmet Ağa, Kejkene, Abbas Ağa ise, Sancak'ın dara hızke yerleşmişlerdir.''


Molla İsmail Dört nesli üç senenin içine sıkıştırmişt, bilimsel olarak dört nesil 140-50 sene olarar hesaplaması gerekirdi. Tapu senedı tarihi itibariyle, Molla ismail'ın kendi aşiretinin Osmaniyede bulunduğu 1821 tarih idiasi; bu tarihte ne Fürüz bey ne Kalmem nede Ulaş ağa hayat'tadirler, bu tarihte Abbas ağa ve dört oğlu ,1 Süleyman Ağa, 2 Mahmut Ağa, 3 Ali Ağa, 4 Avzet Ağa, Sancak Hışkdar köyünde yaşamaktadirlar. Abbas ağanın karsınıden Hışkdar'a yerleşmesi  1750 li yıllar civaridir.. 


Burda Molla ismail'in vermiş olduğu 1821 tarihi baz alırsak , ona göre Fürüz bey bu tarihten sonra Dersime göç ettikten sonra, Dersimde vefat etmiştir. Fürüz beyden , Kalmem Ulaş ağa  ve Abbas ağaya kadar dört nesil eder, verilen tarih itibariyla Abbas ağa 1940.50 lere kadar yaşamasi gerekırdi, ve bugün hala yaşamda olan nesilin birçoğu görmesi gerekirdi.


 Dikatımı çeken başka bir nokta da bazı isimler üzerınde kalem oynatmasidir, Galmem, Gumbet, Dara hizke gibi.


Ülaş bu ailenin atasidir ne bir aşiret adı nede İsmail hocanın idia ettiği gibi bir Ulus'tur, Dersim'in Şadi aşireti kolundan ayrılıp önce Karsini köyüne ordanda Kiğı, Karakoçan ve Sancak'a dağılmişlardir. Aile fertlerinden edindiğim bilgiye göre günümüzde sadece sancak Hışkdar köyüne yerleşen Abbas ağanın ardıları 100 hane olup Türkiye metropollarına  ve Avrupanın bir çok ülkesine dağılmişlardir.


Ayriyeten Molla İsmail, Mustafa Kemal'la akrabalık kurmaya çalışmiş ve at'tan inip yulasını ağaca bağlar gibide bağlantisini kurmuş. Sayin İsmail hoca Xadé İmana te kamılbıke, dönemin en akademik araştırmacıları bile M. Kemal'ın bıyografisi hakında bir mesafe katetmemişlerdir, hakındaki tek bilgi doğum yeri 1881 Selanik, ö.t 1938 Ali Rıza efendi ve Zubeyde dışında Pomak kökenli olduğu kanısı var. Yani durup dururken neden bu kadar itibarinizi zedelemişsiniz?. Aslında bu yazıdan dolayi şahsınıza yönelik çok sert eleştirilerim olacaktı ne yazık'ki bizde bir söz var deniliyorki ''Berjér tuykım ruye, berjor tuykım sıméle''. Size bir dost nasihatında bulunayim , sizin yerinizde olsam Kürt ulusunun koskoca saygın bir aşiretin gururuyla oyniyacağıma, yayınladığım kitabı toplar tandırda yakarım.              

 

Ayriyeten  kitabınızın 6 ve 7 sayfadaki ''Büyük Zatlardan Hikmetli Sözler'' başlıği altında , Hz. Ali (r.a) dan başliyarak sirasıyla İmam-i Azam(r.a) , Hz. Mevlana (r.a), H.bektaş Veli ve İmam-i Şafi-i den bitiriyorsunuz çok güzel'de, acaba sizin  M. Kemal'i bunların arasına yerleştırmeye zorlayan şey neydi?.

 

Not:

1. metinde ''Gumbet'' olarak geçen köy , Karlıovaya bağlı Kumbet köyüdür.

2. yazıda ''Galmem'' olarak geçen isim, doğrusu (Kalmem)dir .

3. ''Dara hızke'' doğru ismi (Hışkdar)dir

4. Yazıda ''Ulaş'' olarak geçen kabile, Sancak ve Kiğı'de (Ulıkiyan, Ulıki) olarak bilinmektedirler. Şadi aşiretindendirler. Karsini ve Hışkdar'dakiler 1980 öncesi birkaç aile inanç değiştiler, 1980dan sonra Hışkıdar ve Kemah'kiler tamamen inanç değiştiler.


Saygılarımla Yasin bayanay
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Görüntüleme sayısı: 1101

Yorumlar (4)
1. 04-09-2010 10:45
 
Ben Abbas Ağa soyundan biri olarak bu konuyu tartışmaya açan Yasin Bey'e sonsuz teşekkür ederim. Birkaç yıldır ortalıkta dolaşan kitap herkesin tepkisini almıştır fakat birileri çıkıp tekzip etmeye cesaret göstermemiştir. İsmail hoca sorumsuzca nerden bulduk beli olmayan bir yazıyı alıp tarihi gerçekler gibi göstermeye ne haki nede yetkisi vardır.  
 
Şadi ismiyle yorum yapan arkadaş; yorumuna gayet makul başlamışsın ayni seviyeyle noktalasaydın daha da makul sayılırdı, iki satir sonra zehir zemberek cümleler kulanmışsın, hangi çaba yaşıyoruz, Hangi düşmanlıktan söz ediyorsun, bunlar tasvip edilmeyecek söylemlerdir. Bir asır önce tavuk, keçi yada gereksiz yere yaşanmış mesnetsiz olayları gündeme taşımanın ne anlamı var. İbrahim Sedyani ve bir kaç kişiye yolladığın e-maili dürüstlük testi olarak ta yasin beye yayınlatmana da anlam veremedim. Bilinmesi gerekir ki atamız Abbas Ağadan başlayarak bu aileyle akrabalık bağı kurmuştur devamla akrabalık tazelenerek günümüze dek gelmiştir 80 civarında hanemiz var büyükten küçüğe bu aileye dayı sıfatıyla hitap etmektedirler, düşmanlık diye bir şey yok aramızda.  
 
Bende yazıyı dikitle okudum hocanın kitabındaki yanlışlara eleştiri dışında herhangi bir hakaret içeren ibareye rastlamadım. Yazı Şadi aşireti hakkında bir araştırma çalışması de değil sadece Şadilerin kimlikleri hakkında tarihi kaynaklar verilmiş ve güvenilir kaynaklar olduğundan eminim. Şimdi doğruya doğru mu diyeceğiz yoksa aslı astarı olmayan Mustafa Kemalinde Şadi aşiretinden olduğuna mi onay vereceyiz ,el insaf be arkadaşım...
Misafir
Bildir
 
Abbas Ağa
2. 26-08-2010 00:24
 
Şadi Hizol Aşiretleri Hakkında
Sayın Yasin Bey,  
Başta ŞADİ aşireti yazınızı sonra diğer yazılarınızı Okudum, İlgiyle de Okumaya Devam ediyorum. Bazı yazılarınızı beğendiğim, onayladığım kadar bazı yazılarınızın eksikliğine de görebiliyorum zamanla düzelteceğinize inanıyorum. Özellikle Değişik yerlerdeki Akrabalarınızı Bulmanız Takdir edilir. Kişi Soyuna sahip çıkmalı. 
 
Herneyse Gelelim Son Yazınız ŞADİ aşiretine, 
İbrahim SEDİYANİ Bey ŞADİ Aşiretinin temsilcilerinden Okçu YUSUFun Torunu olduğunu bildiğinizi düşünüyorum. Diğer Taraftan diğer Yazılarınız dan Okuduğum kadarıyla Siz, Hizol aşiretinden olan Golanlılarla Akrabasınız. Yani Aynı soydan yada bizdeki değişle Golanlılarla amca Çocukları İsiniz, Pısmamsınız. Yani Hizollusunuz. 
 
Ve gelelim Çelişkinize Ben bir Şadili olarak Yüzyıllarca Hizollularla, Şadililerin birbirini yediklerini katlettiklerini çok çok iyi biliyorum. Çünkü biz hep bunları dinleyerek büyüdük. 
 
Şimdi Sizi Bölgede Şadililerin baş düşmanı (Tarihsel) Hizolluların Amcaçocukları olarak Temsilcisisiniz Tabi eğer İddi ettiğiniz gibi akraba iseniz. Bir Hizollu olarak Hangi kimliğinizle Şadilileri yazıyorsunuz. Bu kadar bariz Şadililerin düşmanı olan, İzollu olarak Siz neden Hangi Kimliğinizle Şadi Aşireti hakkında yazı yazıyorsunuz?.  
 
Ayrıca diğer Yazılarınızı da Okudum. Yazdıklarınızın Bir çoğu Kaynaklara Dayanmıyor. Yada Net kaynak veremiyorsunuz. Bu anlamda araştırmacılığınız da Düşündürücü.  
Şadililer Hakkındaki yazdığınız eleştiriniz nereden başlayıp nereden bitiyor belli değil. 
 
Son olarak Ben bir Şadili olarak Siz Şadililerin Düşmanı Hizollu Olara, Neden Şadililer Hakında yazıyorsunuz. Bu size mi kalmış Hem Çok Kimsesiz de değiliz Yüzlerce Adam Yetişmiş Biri de Okçu YUSUF un Torunu. Tarihçi- araştırmacı. Yani biz Tarihimizi bir hizolluya yazdıracak kadar be nefis değiliz. 
 
Şadililer sizi niye ilgilendiriyor. Bizce önce kendi kimliğinizi Netleştirin sonra Kalkın Biz Şadililerin Kimliğini Kurcalayın. Ve yazın& 
 
Kendinizle ilgili araştırmanıza Saygılar ve başarılar& Ama Lütfen Tarihimize Müdahale Etmeyin. Şadililere bulaşmayın& 
 
Ek Kısmı İbrahim beye  
Sayın İbrahim Sediyani Lütfen Kimliğimizi başkasına bırakmayın, Sessiz kalmayın Bizim kadar sizde Hizollularla yani Golanlılarla olan davalarımızı biliyorsunuz. 
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  
Sayın Yasin Bayanay Bu yazımı İbrahim sediyani ve bir kaç yere mail olarak yazıyorum yayınlarsanız Sizin dürüst olduğunuzu anlarım.
Misafir
Bildir
 
şadi
3. 24-08-2010 20:07
 
Molla Ismail Sacmaliklari.
Sayin Bayanay Mola ismailin sacmaliklarini aciklamaniz güzel ama tam deyil.Ulik(ulas aganin) karsinide kalan ogulari Muzur aga,Resul aga,Cafer aga ve Ali agadir.Karsinilerin asiretin ismi ulas deyil,Karsan asiretidir karsan asiretinin bir kesimi hala Dersimdedir yanilmiyorsam geldikleri köyün ismide Karsinidir.Karsan asiretiyle ilgili detayli bilgileri Dr Nuri Dersiminin hatiralarinda ögrene bilirsiniz.Molla nin bir baska sacmaligi( 1821)Karsinide yaslilarimizin bize anlatilana göre Karsinililer Karsiniye Bin altiyüz ellilerde oraya yerlesmislerdir.
Misafir
Bildir
 
karakocanli
4. 14-07-2010 18:21
 
Molla Ismail Sacmaliklari.
hoca efendi birazdaha zorlasa oğuzhanın tornu olacak bırakın mutlu oluyorsa ve inkarcılığı seviyorsa öyle kalsı türklügü kabul ediyorsa unutmasın ulaşlar alevilikten dönmedirler hoca efndi bu konudaki yorumunu merak ediyorum
Misafir
Bildir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2007 by Arthur Konze - www.karakocan.info
All right reserved

 
[ Geri ]

İş Rehberi / Golden Guide

Kayıt Ekle
Arama


Larger FontSmaller Font

Son Karakoçan Haberleri

Himanlilar Derneği İftar Yemeği verdi
Askerlerin Yoğun Ateşi Altında Torununa Siper Oldu
PKK, Karakoçan/Kolan (Yoğunağaç) Köyü kırsalında saldırdı
Cobur Köyünden H.Mehmet Şerif Gök Vefat Etti
Karakoçan Spor Dolu Dizgin
Balyoz'da bir gözaltı da Karakoçan'dan
Almanya'da Duvar Altında Kalan Karakoçanlı Hayatını Kaybetti

Kultur-Magazin Haberleri

U2 Fehmi Tosun için söyledi
Türkan Şoray'dan aşk itirafı
Kimse duymazken (U2) Bono duymuştu...
Kurtlar Vadisi'nden "Kürdistan" Haritası
Balkan Müziğinin efsane ismi Goran Bregovic geri döndü

Guncel Haberler

Doğu ve Guneydoğu'da Bayram programları iptal edildi
Polis Van'da terör estiriyor
Bütün bayram programları iptal
Yalçın Küçük: "Dersim'i, CHP ve Türk Devleti yaptı"
Ruken çocuk değil mi?
İrlanda'lı rock grubu U2, Diyarbakır'lı Hanım Tosun ile görüştü
Foto Vedat'tan Karakoçan resimleri
Ahmet Türk, Talabani ile görüştü!

Kurdi

Referandum, Boykot û Biryara BDP'é
Linçkirina Kurdan û Cerîbandina Qirkiriné
Şeré Qiréj Berfireh û Kurdibe
Gelé Kurd, Festîval, İsrail û Dewleta Tirk
Festivala Dersim'é û Kuréşurdar Kemal
Xetera Mezin û Buyera Baykal
Li Dêrsimê 'bombeya fosforê' bi kar anîn

Haftanın VideoKlibi, Koma Vazgal, Dilan Dilan

Reklam-Bağış-Destek-iletişim

iletişim adresimiz

Haydar ISIK

Erdoğan sultanlığı ve düşkün Kürtler

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Ayse HÜR

Küçük Amerika Büyük Amerikaya karşı

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Sevê Evin ÇIÇEK

1921 Kürd Soykırım Döneminde Koçgiri de bayan olmak

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Osman AYDIN

Kürt Kamuoyuna Çağrı

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Orhan Miroğlu

'Dün Devlet - Bugün Cemaat'

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Mustafa ELVEREN

"Cumartesi Anneleri", Başbakan Ve Dersim

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Sedat GEZGIN

Dersim ve Alevilik-15

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Aram ÇABAKÇURYAN

Donabet Boxosyan nasıl Huse Boxe oldu

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Ibrahim Sediyani

Gemiler Gemiler Kalkıyor Limanlardan Limanlardan

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Yasin BAYANAY

Şadi Aşireti ve Türk'lük idiası

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Süleyman Çiftçi

Kürtlerin talepleri neler olmalıdır?

Diğer Yazıları ...

----------------------------------
Konuk Yazarlar

MHP, BDP ve Osmanlı Milliyetçiliği!

Diğer Yazıları ...

----------------------------------

Anketler /Polls

Sitemizin yeni tasarimini begendiniz mi?
 

Dibistana Kurdi

weneferheng bi deng (sesli kurtce kelimeler) Perwerde Kurdi  
Cirok Listok  
Dimili bi deng (sesli Zazaca harfler)  Kurmanci bi deng (sesli Kurtce harfler)  
Dimili E azmun  

 Ciroken Klasik u bi dengi

(Kurtce Sesli Klasik Masallar) 

Kürtce Dilbilgisi  

karakocan.tv | Close / Kapat

  karakocan.info sitesinde Canlı Yayın  

 İnternet bağlantısı ve web kamerası olan herkes sitemiz karakocan.info ‘da canlı yayın yapabilir. Isyerinizi, isinizi tanitabilir, sehrinizi veya dilediginiz yerde CANLI olarak yayın yapabilirsiniz.  Karakocanspor maclarinin sitemizde canli yayinlanmasi  icin calismalarimiz devam etmektedir. Genis bilgi icin  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine yazin.

 

 
<< September ’10 >>
Su Mo Tu We Th Fr Sa
   
 1
 2
 3
4
5
 6
7
 8
 9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
  
geovisite

 

siyah beyaz anilar.

koylerimiz.

Karakocan Genclik Gecesi 2009

sizden gelenler

koylerimiz.

Karakocan Genclik Gecesi 2009

siyah beyaz anilar.

koylerimiz.

sizden gelenler

koylerimiz.

koylerimiz.

Karakocan Genclik Gecesi 2009

koylerimiz.

Karakocan Genclik Gecesi 2009

Karakocan Genclik Gecesi 2009

karakocan

Karakocan Genclik Gecesi 2009

siyah beyaz anilar.

karakocan

koylerimiz.
Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfam Yap
Karakoçan  27°C
Elazığ  32°C

Son Eklenenler / Latest Articles

  • Doğu ve Guneydoğu'da Bayram programları iptal edildi
  • Polis Van'da terör estiriyor
  • U2 Fehmi Tosun için söyledi
  • Rotinda'yı öldüren büyük ihmal
  • Türk Devletinden Kürtlere Ramazan Hediyesi : 9 şehit
  • Bütün bayram programları iptal
  • Yalçın Küçük: "Dersim'i, CHP ve Türk Devleti yaptı"
  • Küçük Amerika Büyük Amerikaya karşı
  • "Kur'an Yakma" gerginliği tırmanıyor
  • Onların hayatı hep mevsimlik!

Son Yorumlar/ Comments

Wait, you dont writte comments yet! Gel Yorum Eklemedin !
Himanlilar Derneği İ...
himan polat
bu surunamlarda himanlidirlar ...
Devamı/dûmahî....
Gönderen/Nivîskar himan

Himanlilar Derneği İ...
hlp
ramazan boyunca cok guzel oldu...
Devamı/dûmahî....
Gönderen/Nivîskar himan

En Cok Okunanlar

  • Prof.Fazıl Hüsnü ERDEM ile söyleşi
  • Kürtçe Türküler ve Asimilasyon Üzerine
  • Gazeteci -Yazar Müjgan HALIS ile söyleşi
  • Gazeteci Zülfikar Ali AYDIN ile söyleşi
  • Memo (Mehmet EKİCİ) ile söyleşi
  • Koma "Silbûs u Tari" ile roportaj
  • Müh. Cemal AKKAYA ile söyleşi
  • Bircan BOZBEY ile söyleşi
  • Heştê avdarê pîroz nakim

Editorun Sectikleri / Bijartiname

-Aşiret Aşiret Dersim
-Avar, ne olur kızımı götürme!..
-Aynur DOGAN - Söyleşi...  
-Dr.Kivanc Ayas: "Karakoçan 1966 kışı, kar 4 metre"
-Hüseyin Avni Ulaş
-İdam Edilen Kürt Liderlerin Son Sözleri
-Karakoçan Ermenileri -1-
-Karakocan'daki ilk Köprünün hikayesi
-Kasiman Asireti'nden Yusuf'un Ağıdı ve Hikayesi (ses kaydı)
-"Kımıl" olayından 49'lar Davası'na
-Mevlana Karakoçan'da mı yetişti  
-Nuri Dersimi (ses kaydı)
-Ordumuz bu savaşı kaybetti...  
-Sıdıka AVAR, "Dağ Çiçeklerim" 
-Susacak mısınız?
-Şadi Aşireti ve Türk'lük idiası
-Tırkan (Tırkoyun) Türklük belgesi midir?
-"Titanic Gemisi"nde 5 Kiğı'lı
-Türk Dışisleri Eski Bakanı Dersim Katliamını Anlattı (ses kaydı)
-Türklerin, Kürtlerle ilgili tahrifat ve manipülasyonları -I- 
-"Yado" bir şark-i'dır
-Zegeriye Ağıdı ve Hikayesi (ses kaydı)

 

Arastirma-Analiz-

Osmanlı Filistin'i Yahudilere borcuna karşılık mı verdi?
Halife Kürt'tür diye hanedanı yıktılar!
12 Eylül Militarist Rejiminden, 12 Eylül Türk İslamcı Tarikatlar Rejimine Doğru...
Siz o taşı atar mısınız?
Ölümün bilinmeyen 20 yönü
Ufo Mode, Den Haag
Florya SuperMarkt, Coopernicuslaan 58-60, 2561VJ, Den Haag
gsmright
 
Mira Mode, Den Haag

 Düğün, Nişan, Konser...
tüm Organizasyonlarınızda Yanınızda
iletişim tel: 00-90-538 731 72 07

Viva Music Center, Konser, Dugun, Nisan Organizasyonu Karakocan

Son Uyemiz/Last Registered


Golan

Son Ziyaretcilerimiz/ Last Visitors

himan - 08.09.10 saat 23:59
mert__19 - 07.09.10 saat 02:57
makkulak - 05.09.10 saat 22:13
RozeR - 05.09.10 saat 16:46
karakocanli - 05.09.10 saat 02:07
Teman Dep - 04.09.10 saat 15:08
cef - 02.09.10 saat 21:58
karakoçanspor - 02.09.10 saat 09:29
suleymanciftci - 29.08.10 saat 18:36
xale cemil - 29.08.10 saat 17:25
seyid - 28.08.10 saat 13:46

Ziyaretci Durumu

mod_vvisit_counterIro295
mod_vvisit_counterDo698
mod_vvisit_counterWe Hefte2272
mod_vvisit_counterWe meha4537

Kimler Sitede/Who is Login

Online Üye yok.
Şuanda 7 misafir bağlı
Welcome / Bıxerhati : 38.107.191.94

..::nöbetçi eczane::..

Sağlık Eczanesi

 

  Düğün, Nişan, Konser...
tüm Organizasyonlarınızda Yanınızda
iletişim tel: 00- 90- 538 731 72 07

Viva Music Center,  Konser, Dugun, Nisan Organizasyonu Karakocan  

delareygroothandel 

POPULAR BÖLGESEL HABERLER

  • TSK, Kürdistan Ormanlarını Yakmaya Devam Ediyor
  • Bingöl'de ormanlık alan ateşe verildi
  • Çırav dağı eteklerinde coşkulu festival
  • Diyarbakır'a Kürtçe tabelalar geliyor
  • DTP, oybirliğiyle "demokratik özerk"liği kabul etti

Arşiv Menüsü / Archives

Bölüm Haberleri / Section
Köşe Yazıları / Authors
Olaylar ve insanlar Arşivi
Dost Linkler
Bizden Biri Arşivi

Popular Haberler

  • Karakoçan'da Polis Aracı Devrildi...
  • Sabire Yaman 'ı vuran polis tutuklansin
  • Türk Askerleri bir 'Ceylan'ı daha öldürdü !
  • Elazığ 8. Kolordu Komutanına Tutuklama
  • 'BDP Dörtyol'a mutlak girecek'

karakocan.info bizbize forumu

Karakoçan'da iz birakanlar (2613h 8min)
Medin a?a... (2613h 20min)
Kemalett?n gÜverc?n (2613h 21min)
Karakoçan’?m bir sevdad?r (2665h 4min)
Navên gundê depê nivisîne, xwe... (2697h 25min)

foruma git...

Ziyaretçi Defteri/ Guest Book

erkan coşkun
Sevgili site editörüne; karakoçanlı,kığılı,mazgirtli,nazimiyeli,kovancılarlı,palulu hemşerilerim.B
Devam Et
Deftere Yaz

POPULAR KÖŞE YAZILARI

  • Sürgün
  • Şiddet ahtapotu
  • Munzur Festivalinde Mazlum DOĞAN unutulmamalıdır
  • Gemiler Gemiler Kalkıyor Limanlardan Limanlardan
  • Kurêşan Aşireti ve "Gandi" Kemal'in "Türkmenleşmesi"

Giriş/Login Menü






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Implemented by haagseDesign | Disclaimer | Bize Ulaşın iletisim

İçerik sunucu karakocan.info sitesi; yayımlanan herhangi bir içerik (media-text) veya içeriklerden dolayı doğrudan veya dolaylı olarak sorumluluk kabul etmez.

©Karakoçan Sevdalıları